Sarah’dan Selamlar

Dün  gece Sarah ile yazıştık. Yazlıkçıların ev sahipleri ile çoktan bağlantılarını  kurduğunu  ve  bazı  evlerin kiralandığını  söyledi. Benim geçen yaz  oturduğum evde şu an tadilat varmış.  Ancak  yine  yakınlarda bahçesi  çok  daha  güzel  bir  evin  daha  kiralık  olduğunu  öğrendim. Sarah  her  iki  ev  için de benim  adıma  ön  görüşme  yapacak. Eğer  kiralar  uygun  olursa  iki evden  birini kiralamak  üzere gideceğim. En  kötü  olasılıkla   Sarah’nın üst  katını tutacağım. İki  yatak  odası,   banyo ve çalışma odasından  oluşan  bu  katın deniz  manzaralı güzel  bir  terası  ve  özel bir  girişi  var.  Bu  katın mutfağı  yok ama  evin  asıl  mutfağının  dışında  bir  de  küçük  bahçe  mutfağı  var. Yazın  kalacağım  için  bahçe  mutfağını  kullanmamda  sakınca  yok  aslında.

”Bir  şeyler  yazdın  mı?” diye  sordum. Bir  kaç  bölüm daha  yazdığını  söyledi.

Sarah’nın  kitabı kronolojik değil  ama  belli  bir  sistem  oluşturmuş. Anıların  anlatımı  şeklinde geri  dönüşlerle aktarıyor yaşam  öyküsünü.

Yeni  bölümlerde  yine  çocukluk  anıları  var.

” Sarah’nın annesi  ve  babası pek  anlaşamıyorlarmış o  yıllarda.  Maddi  sıkıntıları  da  varmış. Bir  meslek  okulunda(Galiba  bizdeki teknik  liseler  gibi bir  okul)  öğretmen olan  babası  şehrin  kenar  semtlerinden  birinde  zorlukla  yaptırdıkları  evin kredi  borçlarını  ödeyebilmek  için ek  iş  olarak  marangozluk  işleri  de  yapıyormuş. Bunun  için,  öğretmenlikten  arta  kalan zamanlarında  kiraladıkları  bir  depodan  bozma  atölyede iki  yardımcısı  ile birlikte  çalışıyormuş.  Çok  güzel  işler  çıkaran  ve yetenekli  biri  olan  bu adamın içkiye  olan  düşkünlüğü, durumlarını  düzeltememelerine  neden  olduğu  gibi, değişken  karakterini  de  açıklıyor  Sarah’ya  göre.

Biraz  içince,  neşeli, çevresindekilere  iltifat  eden, sevecen  bir  adam  olan  Mr Johnson,  fazla  içince  ne  dediğini  bilmeyen,  otokontrolsüz  birine  dönüşüyormuş. Özellikle  de  içmek  istediği zaman  ve bulamadığı  anlarda  şiddete  eğilimli, acımasız  birine dönüşüyormuş. Mr Jonson’ın   bir  özelliği  de  her  şeyi  bildiğini  sanması, çevresindekileri  küçümser  tavırları  yüzünden pek  sevilmemesiymiş. Politik  konularda,  tutucu  denilebilecek  derecede   sağ görüşü  benimseyen bu  adam, tuhaf  bir  şekilde  farklı  görüşlere kapalı biriymiş. Kültür  ve  sanat  dallarında  hatta  kişisel  zevkler konusunda   da  öyle. Ona göre; onun  beğenmediği  ya  da  hoşlanmadığı  hiç  bir  şey takdire değer  değilmiş.  Başkalarının  beğenilerini, zevklerini  sürekli aşağılayıp kendi  tercihlerini yüceltirmiş. Böyle  bir  adammış işte. Çevresindeki  insanları  da  keskin  bir çizgi  ile  iki  farklı  tarafa  ayırırmış:  Hayranlık  duyulması  gerekenler  ve  nefret  edilmesi  gerekenler.  Hayranlık  duyduklarını  kafasında  öyle  bir idealize  edermiş ki, onların hiç bir  kusurunu  görmezmiş. Diğer  yandan  nefret  edilesileri  de  yerin  dibine  sokmayı  istermiş.  Bu tuhaf  değerlendirmelerinin  sonucunda  büyük  hayal  kırıklıkları  yaşadığı  da  olmuş.  Bayıldığı  ve  uzun  süre  etkisinde  kaldığı  insanların  aslında  düşündüğü  kişi  olmadığını  sonunda  farkettiği  olurmuş  bazen. İşte  o  zaman  içten  içe  yıkılırmış. Yine  de  ” kafasında  kurduğu  modellerle yıllar  boyu  oyalandığını  biliyorum”  diyor  Sarah.   Babası ile  annesinin  ilişkileri  ise  genellikle  gergin,  sürekli  tartışma havasındaymış. ”Elbette  çocuklara zaman  ayırma, onlarla  ilgilenme,  sevme,  ikisinin  de  aklına  gelmezdi”,  diyor  Sarah.  ”Keyfi  yerinde  olduğu  zamanlar bir  iki  güzel  sözünü  işittim  yine  de”  diye  ekliyor. Anne, baba, çocuklar  ilişkisinde,  babanın  sinirli  ve  baskıcı  özelliklerini  bir  güzel  kullanan kişi  ise  anneleriymiş. ”Babanız  gelmeden yemeğinizi  yiyin,  babanız  yaptıklarınızı  duyarsa  sizi  öldürür, babanıza  söylersem  aklınızı  başınıza  getirir  vb  söylemlerle  sürekli  bizi korkuturdu” diye  anlatıyor. Yaptıkları  kötü  bir  şey  de  yokmuş.  Masumca  çocuk  oyunları ya  da üstlerini  başlarını  kirletmeleri  yüzünden  kızarmış  anneleri.  Her  akşam  mutlaka  annelerinden  dayak  yermiş  Sara. Nedeni  de onun  kardeşinden  iki  yaş  büyük  olmasıymış. ”Sen  büyüksün,  kardeşini  de  azdırıyorsun”  suçlaması  ile  bir  güzel  pataklarmış  onu.  Kardeşi  de   Sarah  da  yaramaz  çocuklar  değillermiş  aslında ama  ”annemin  rahatlaması  için  içindeki  öfkeyi yöneltecek  birilerine  ihtiyacı  vardı”  diye  açıklıyor  Sarah..

Reklamlar

2 Yorum

Filed under Sarah Lou, İnsan İlişkileri

2 responses to “Sarah’dan Selamlar

  1. Merhaba,
    bana çok uzun gelen bir süreden sonra imkan bulup yazdıklarını tek tek okumaya başlamak harika oldu 🙂
    Sevgilerimle.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s