Başarabilene Ne Mutlu!(Affetmek)

Dün  sözünü  ettiğim konuya devam ediyorum.  Ruh  ve  beden  sağlığımızı  çok  yakından  ilgilendiren  bir  konu  bu; affetmek.

İç  huzuruna  ulaşmanın  yolu  olarak  gösterilen  affetmek konusu  ile  ilgili   Mine Kavalalı’nın   çalışmaları var.

Mine Hanım, 25 yıl boyunca Fizikötesi, Hümanistik Psikoloji, Astro-Psikoloji, Uzakdoğu Öğretileri, Karşılaştırmalı Dinler  Tarihi ve Tasavvuf ile ilgilenmiş. İ.Ü. Gazetecilik bölümü mezunu. Hacettepe Üniversitesi’nde psikoloji eğitimi görmüş.

Konu  ile  ilgili yazısından  bazı  bölümleri  paylaşmak  istiyorum.

Şöyle  söylüyor  Mine Kavalalı:

‘’ Biz affetmeyi hep karşı tarafı affetmek diye düşünürüz. Bense daha çok kendimizi bir durumdan affetmek, bağışlamak üzerinde durmak istiyorum. Çünkü bu haliyle affetmek bir terapi yöntemi. Bize kendimizi kazandırıyor.’’

…………

Bütün mesele duygu ve düsüncelerimize boyut atlatarak, beden,akıl ve ruh sağlığımızı korumak ! Tabiiki buna ulaşmanın hem doğu felsefesinde, hem de batı tıbbında uygulama teknikleri var. Bunlar hem birbirinden farklı hem de birbirlerinden etkilenerek gelişiyorlar. Temelde her ikisini birarada harmanlayarak sentezlemenin bir yöntem olarak yararlı olduğunu biliyorum. 90’lı yılların kült kitaplarından ” Mucizeler Kursu ” Tüm hastalıkların affetmeme durumundan kaynaklandığını  söyler.
Hastalandığımız zaman belki de ilk önce -yüreğimizi açıp , duygu ve düşüncelerimizi gözden geçirmeye ihtiyacımız var.Ya da hastalanmadan soralım. Kimi, niçin affedemiyoruz ?

Affedememek, çoğu kez geçmiş yaşamlarımızdan gelen ve bugüne kadar içimizde taşıdıgımız bir blokaj. Affetmek bu tıkanıklığı yokederek,bizi özgürleştiriyor, ileriye bakabilme gücü sağlıyor.
Yine affetmek bir haksızlığı, bir kötülügü hoşgörüyoruz anlamına gelmez. Haksızlığa maruz kaldığımızda, zararı yine bize dokunacak olan negatif duygularımızı engeller.

………

Kızgınlık, öfke, şiddet, acı, üzüntü, kaygı, kendimizi suçlama..Bunlar hep  yaralayıcı duygular. Bunlardan  muaf tutarız kendimizi.  Negatif duyguların hem o anda hem de uzun  vadede zararları vardır.. Affetmediğiniz zaman, kendinize yapılmış olduğunu düşündüğünüz ” Bana haksızlık edildi ” düşüncesi beyninizi kemirir. Hissettiğiniz kötü duygular sizi yer bitirir. Ve unutmayın bugünkü düşünce ve duygularımız yarınki  gerçeğimiz olur.

Hayatımızda kötü şeyler yaşamak istemeyiz değil mi ?

Hayatımız  affedebildiğimiz ölçüde kötülük ve intikam duygularından uzak,huzurla sürerken yapılan haksızlıklara  da dimdik ayakta durarak karşı tarafa  hakkettiği en büyük cezayı zaten veriyoruz. Böylece sayfayı kapatarak yapılanlara  karşı  zorlanmadan ve vakit kaybetmeden korunmuş oluyoruz. Sadece affetmeyi isteyerek ve seçerek başarabiliyoruz bunu.

……

Bedeninizi, ruhunuzu ve zihninizi  zehirlememek için affedebilmelisiniz.

Mine Kavalali ( Güncellenmis versiyon 2007 )

Yazının  tamamını

http://www.minekavalali.com/Default.asp?ID=17 buradan  okuyabilirsiniz.


Affetmenin, daha  doğrusu  affedebilmenin  önemini  anladım  anlamasına  da  bunu  nasıl  başarabileceğimizi  bilemiyorum.

Reklamlar

6 Yorum

Filed under Ruh ve Beden Sağlığı, İnsan İlişkileri

6 responses to “Başarabilene Ne Mutlu!(Affetmek)

  1. merhaba, hem anladım , hem kafam karıştı. Sağolun benim için değişik bir paylaşım oldu:)

    • Evet, haklısınız. Affetmenin ruh sağlığımız açısından yararlı olduğu kesin ama bunu nasıl başaracağız? İşte ben bunu tam anlamış değilim. ”Affediyorum”demekle olmuyor. Yüreğimizin ve beynimizin bunu kabullenmesi lazım.

  2. İnanılmaz önemli ve araştırılması gereken bir konuya ilgi çekmişsin Şeytanın ”Yaz” Dedikleri…
    Nasıl yapabileceğimizi bir öğrensek, kendimize olan kızgınlıklarımızdan, hissettiğimiz haksızlık hislerinden arınsak, hayat kalitemizi ne kadar artırabileceğimizi hayal bile edemiyorum.
    Ben bunun peşini bırakmam, araştıracağım 🙂

    • Aslında bu Sarah’da gördüğüm bir durumdu. 48 yaşında annesini affetmeyi başardığını, o günden beri de özgürlüğüne kavuştuğunu anlatmıştı. Nasıl başardığına gelince, bunu kitabında anlattığını sanıyorum. Keşke herkes bu konu ile ilgili deneyimlerini ve görüşlerini yazsa da affedebilme yollarını öğrenebilsek.

  3. Bu yazınız bir ara çokça üzerinde okumalar yaptığımız öfke kontrolünü ve stres yönetimini hatırlattı. Temel felsefe şöyleydi; öncelikle öfke ve sinirlilik bize karşı yapılan haksızlığa karşı tepki ve olaylar üzerinde kontrolümüzü kaybetmemiz ya da özgürlüğümüzün kısıtlanması neticesinde ortaya çıkan bir durum. Ancak bu durumla başa çıkabilmek için bu durumun isteyerek kendi rızamız ile oluştuğunu kabul etmek gerekiyor. Herşey benim kontrolümde demek lazımmış. Biz de sizin gibi iyi ama nasıl demiştik. Uygulaması kolay gibi gelmiyor insana.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s