Ressamın Dramı / Biz Bu öyküyü Daha Önce de Okumuştuk

Adı  Hasan Hüseyin Gül.  O Eskişehirli bir sanatçı.  59  yaşında. Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, belediyeye ait akaryakıt istasyonunun arkasında iskele yanına yaptığı derme çatma barakada 7 yıldır sefaletle boğuşuyormuş. Bataklık ve sazlık bir kumsalda ağaçlara tutturduğu tentenin altına yerleştirdiği birkaç parça eşya ile hayatını sürdürüyormuş. Kimseden   yardım kabul etmediği,   şimdiye kadar devletin kurumlarından da talep etmediği için herhangi bir yardım görmediği  anlatılmış  yerel  gazetede.

Gırgır teknelerinde günü birlik iş bulduğunda çalıştığını ve buradan kazandığı paranın bir bölümüyle de boya ve fırça satın alıp resim  yapmaya  devam  eden  Hasan Hüseyin Gül, Ayvalık’ta bazı kahveler ve evlere duvar resimleri çizerek  geçinmeye çalışıyormuş.

Gül’ün yaşadığı barakanın hemen yanında  çalışan işçilerle dostluk  kurduğu  ama  genel  anlamda  içe dönük  ve  yalnız  yaşadığı  anlatılanlar  arasında.

Daha  önce  Eskişehir’de,  Yunanistan’da  cami  ve kiliselerin  restorasyonlarında çalışmış.

Sanatının  gerçek  boyutu  hakkında  hiç  bir  fikrim  yok  ama  bu  çok  da  önemli  değil..  Önemli olan  üretmeye  ve  paylaşmaya  yatkın  bir  insanın kendini  toplum dışına itmesi  ve  itilmesi  olayı..

Bu  olay  bana yıllar  önce  yine  bu  durumda  yaşayan  bir  başka  sanatçıyı anımsattı. Ergüder Yoldaş’ı..70 ve 80’li yılların çok önemli bir bestecisi. Türk popunun tıkandığı 80’lerde, makam müziğiyle popun en iyi, en rafine bileşimini yaratan  bir  sanatçı. Uluslararası yarışmalarda birincilik ödülleri  var . İstanbul Şehir Tiyatroları ve İstanbul Festivali direktörlüğü yaptı.  Bu  parlak  kariyerli müzisyen bundan yıllar önce toplum yaşamından her anlamıyla vazgeçerek Büyükada’nın arkasında sapa bir yerde, plastik ve ambalaj kutularından derme çatma bir kulübede tek başına yaşamaya başlamıştı .  Müzikten  ve  müzikle  ilgili  çevrelerden  elini  eteğini  çekivermişti.. Onu belleğimizden artık tamamen silmişken, birdenbire TV ekranlarında  Robinson kılığında görünce, pek çok kimsenin  içinde  bir  burkulma,  dayanılmaz  bir  rahatsızlık  duygusu  oluştu  ama  o  kadar… Ruh  sağlığı  ile  ilgili  yorumlar  yapıldı uzman   olmayan  kişilerce.  Konulan  tanı  gerçek  durumun  ne  denli  yakınında  ya  da  uzağında  olursa  olsun, topluma  düşen   sahip  çıkma  ve  sanatçıyı  olması  gereken  konuma  taşıma  görevi  pek  önemsenmiyor.  Gizlenmeye  çalışılsa  da  tiksinme  ve bir  sanatçıyı  bu  durumda  görmenin  verdiği  kınama  hatta  suçlama  duygularının  ortaya  çıkmasından  öte  değil  bizim  toplumsal  tavrımız. Öyle  ya,  o  yetenekli  bir  sanatçıdır, böyle  saçma  sapan  bir  yaşam  biçimini  benimsemişse  onun  için üzülmeye  değmez..  Ya  da  akıl  hastası  falan  olduğu  vurgulanıp  şefkat  duygularını  ortaya  çıkaracak popülist  yazılara,  reyting  amaçlı  tv.  programlarına malzeme  edilebilir. Oysa hangi  nedenle  olursa  olsun,  bu  durumdaki  bir  sanatçıyı  bulunması  gereken  konumuna , üretebileceği  ortama  döndürmenin  yolları  değil  bunlar.   Yoldaş’ın  münzevi  yaşamı  şu  an  bitmiş  görünüyor.  O’nu  sözüm ona  kurtarma  çabaları,  ayrı  bir  yazı  konusu  olur. Çünkü  yapılanlar  oldukça  ironik  ama  sonuçta  şu  an  kendisine  inanan, değer  veren , gerçekten  babası  gibi  seven  bir  öğrencisi  ile   mütevazı  bir  yaşamı  paylaştığını  ve  müzik  çalışmalarına  dönme  çabası  içinde  olduğunu   okudum  bir  yerlerde…

Aslında   onlardan  çok  var;  parkta,  bulvarlarda, kıyıda  köşede,  yaşamın  çarkları  arasında kıyılmakta  olan  pek  çok  insan   görmezden  geliniyor . Nedenleri,  geldikleri  ortamlar,  eğitim  düzeyleri   vs   çok  farklı  olsa  da …  Ancak hiç  olmazsa  böyle  sanatçı  kişiliği  ile  göze  çarpabilenlerin  bir  şansı  olmalı..  Çünkü  onlar  böyle  bir  çıkmaza  girilebileceğinin  canlı  kanıtları.

Reklamlar

1 Yorum

Filed under Bozuk Düzen, Sosyal yaşam, Şehir ve İnsan, İnsan İlişkileri, İz Bırakanlar

One response to “Ressamın Dramı / Biz Bu öyküyü Daha Önce de Okumuştuk

  1. Aw, this was a really nice post. In idea I would like to put in writing like this additionally – taking time and actual effort to make a very good article… but what can I say… I procrastinate alot and by no means seem to get something done.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s